Bir erkeğin kalbi sefil, sersefil bir yerdir. Bir annenin rahmi gibi değildir. Kanamaz. Sana yer açmak için genişlemez.
Bin Muhteşem Güneş, Khaled Hosseini
Reva. Anlamı: Uygun, yakışır, layık, makul ve yerinde. Genelde reva görmek, yani bir şeyi birine lâyık bulmak veya yakıştırmak anlamında kullanılır. Hayatı boyunca babasının çizdiği yolda, gösterdiği hedefe ilerlemiş uslu bir kız olarak sanırım ismimi seçerken neden bu iki hecelik kelimeyi bana lâyık gördüğünü anlamak o kadar da zor değil. Anaokulundan beri her zaman sınıfın en gözde, en dikkat çekici, ders ve davranış notları en yüksek öğrencisi olarak yurtdışındaki eğitim planımdan binbir türlü bahaneyle babamı vazgeçirmeyi başarmış, aile evinden yüzlerce kilometre uzaktaki bu soğuk ve yağmurlu şehirde yalnızca ülkenin en seçkin ailelerinin çocukları veya üstün başarı göstermiş öğrencilerin eğitim alabildiği Safir Üniversitesi’nde okuyordum. Okulun sistemi, diğer lisans eğitimi veren kurumlara göre çok farklı olduğundan henüz bir ana bölüm seçmemiz bizden beklenmiyordu fakat bir Tıp öğrencisi olarak gönlümde yalnızca ve yalnızca Psikiyatri vardı.
Hazar. Anlamı: Barış, güven, huzur, yerleşik yaşam. Aynı zamanda, 6 ve 10. yüzyıllar arasında Kafkasya’da hüküm süren Türk boyu olan Hazarlar ve bu topluluğun adını taşıyan iç denizin, yani Hazar Denizi’nin adı. Hazar vakti ifadesi çok kullanılır. Barış zamanı, demek yani. Eğer oralarda bir yerlerde hiçbirimizin duymadığı bir ebeveyni varsa bile Hazar’ın; onun ismini seçip bir ideale göre yetiştirdiğini düşünmez kimse. Aklının ucundan bile geçirmez. İnsanlar çocuklarının isimlerini aynı isimlerinin anlamları gibi yiğit, erdemli, kunt olmaları için koymazlar mı? Öyleyse neden Hazar’a baktığımda yalnızca her yanın yangın yeri olduğu bir savaş alanı görüyorum?