Ve onunla 100 hayat yaşasak,
Yeniden doğup yeniden ölsek birlikte;
Aldığı hiçbir nefesi
Benim için vermezdi, bilirdim.
2017©
Küçükken uzun, sarı saçlarım; paltomun cebinden hiç çıkarmadığım sıcak evimizin anahtarları ve kırmızı rugan ayakkabılarım vardı. Soğuk kış aylarında bile okula giderken ayaklarımdan çıkarmadığım günleri hatırlıyorum, sürekli üşütür ve hasta olurdum ama yine de aşağı baktığımda onları görmediğim bir günüm geçsin istemezdim. Sevdiğim şeylere böyle bağlanıyordum işte, sorgusuz sualsiz; karşılıksız ve asla kâr gütmeden. Dışarıda kar yağdığını bildiğimden ayakkabılarımın bantlarını bağlarken iki kere düşünmezdim, kapıyı kapatırken dönüp ayakkabılığa bir kere daha bakmaz; iki kere düşünmezdim. Güvendiğim şeylerle böyle hayal kırıklığı yaşıyordum işte, kimse her sabah kapıma dikilip bana güven diye bağırmıyordu ama ben gömleğimin düğmelerini açar gibi açıyordum içimi.
Bir gün kırmızı rugan ayakkabılarımı kaybettim. Sıcak evimizin anahtarlarını da.
Asla yenildiğimi söyleyecek kadar cesaretimi toplayamadım. Bunun yerine her sabah kalktım, kahvaltımı yapıp okula gittim. İnsanlarla konuştum, gözlemledim; bir şeyler yanlış gittiğinde ya da öyle hissettiğimde kendimi geliştirmeye çalıştım. Çok duş aldım. Suyun altında izler kaybolur, her şey iyi olur sandım. Bana sorulmadıkça pek anlatmadım. Sanırım en çok burada yanıldım. Dışarıda koca bir dünya vardı ve ben de herkes gibi değerliydim, ben nasıl değerliysem bir karınca da değerliydi; hatta ortak bir noktamız bile vardı. İkimiz de küçüktük, yalnızca ben daha da küçük hissediyordum.
Kutudan büyük çıktı.
2017© Epsilon Yayınevi
Telif hakları saklıdır.